Fatih Sultan KAR

TÜRK SİYASET TARİHİNİN RENKLİ İSMİ ALİ TOPUZ'UN ARDINDAN

  • 0
  • 0
  • 1181

14 Ekim 1932 tarihinde Rize’nin Güneysu (Potomya) ilçesinin Selamet (Kanboz) köyünde dünyaya geldi. Ailesi, 1509 sayılı Rize şeriyye sicilinde  baba tarafından Topuzoğlu, anne tarafından Kandemiroğlu sülalerine dayanıyor.  Babası Mustafa Topuz, annesi Nazmiye Topuz’dur. Beş yaşına kadar köyünde yaşadı ve 1937-1938 yıllarında Jandarma astsubayı olan babasının memuriyeti nedeniyle Ağrı (Karaköse) ili'ninDoğubeyazıt ilçesi ve Patnos-Sarısu bucağında bulundu.

GÖÇEBE EĞİTİM
Kasım 1938'de yeniden köyüne döndü ve 1939-1940 yıllarında Selamet (Kanboz) Köyü’nün 3 sınıflı ilkokulunda birinci sınıfı okudu. İlkokul 2. sınıfı Zonguldak ili BeycumaBucağı'nda, 3. sınıfı Zonguldak il merkezi ve Safranbolu ilçesinde okuduktan sonra, tekrar köyüne dönerek, 4 ve 5. sınıfları komşu köy olan Adacami Köyü’nün ilkokulunda tamamladı. 1944-1945 yıllarında ortaokul 1.sınıfı Rize Ortaokulu’nda okuduktan sonra 2. ve 3. sınıfları Afyon-Sandıklı Ortaokulu’nda bitirdi. 1947-1950 yılları arasında lise öğrenimini Afyon Lisesi'nde yatılı öğrenci olarak tamamladı.

İSTANBUL BELEDİYESİ İMAR MÜDÜRLÜĞÜ’NDE ÇALIŞTI
1950 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesine girdi ve yükseköğrenimini 1957 yılında bitirerek, serbest mimar olarak çalışmaya başladı. 1957-1960 yılları arasında, önce İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğü'nde daha sonra İller Bankası İstanbul İmar Planlama Müdürlüğü'nde, İstanbul Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planları üzerinde, ünlü Şehircilik Uzmanı Prof. Piccinato ile birlikte çalıştı. 1960-1961 yıllarında, ülkemizdeki büyük ölçekli ilk konut yapı kooperatifleri arasında yer alan, İstanbul Paşabahçe Deri ve Kundura Fabrikası İşçileri Konut yapı Kooperatifi'nin imar planlarını ve İstanbul Hilton İşçileri Konut Yapı Kooperatifi'nin hem imar planlarını hem de uygulama projeleri ile proje kontrollüğünü yapmıştır. Daha sonraları, çeşitli konut yapı kooperatiflerinin mimarı projeleri ile proje kontrollüklerini yaparak bu alanda deneyim kazanmıştır. 1961-1963 yılları arasında Balıkesir Ordudonatım Okulu’nda yedek subaylık görevini yerine getirmiştir. Türkiye Kızılay Derneği, Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu, Darülaceze Yardım Derneği gibi sosyal yardımlaşma kurumlarında uzun süre görev yapmış, ülkemizin ilk özel yaşlılar evi olan İstanbul Huzurevi'nin ve çok sayıda dernek ve kuruluşun kurucuları arasında yer alarak bu kurumlarda yönetim görevleri üstlenmiştir.

SİYASİ YAŞAMI 1950 YILINDA BAŞLADI
Üniversite öğrenimine başladığı 1950 yılında, Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) girerek siyasi yaşamına başlamıştır. CHP'nin çeşitli kademelerinde aralıksız olarak görev yapmış ve CHP adına önemli görev ve sorumluluklar üstlenmiştir. CHP’nin çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra, 1970 yılında CHP İstanbul İl Başkanlığı'na seçilmiş ve üç buçuk  yıl bu görevi sürdürmüştür. Bu arada 1968-1973 yılları arasında İstanbul Belediye Meclis Üyeliği, İmar Komisyonu Başkanlığı ve Belediye Meclisi CHP Grup Başkanlığı görevlerini de sürdürmüştür. 1970 yılında toplanan CHP 20. Kurultayı’nın başkanlığını yürütmüştür. 1970-1971 yılları arasında bir yandan CHP İstanbul İl Başkanlığı'nı ve İstanbul Belediye Meclisi üyeliğini sürdürürken öte yandan, Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu üyeliği ve ikinci başkanlığı görevini de yürütmüştür. 1973-1977 yılları arasında iki dönem üst üste CHP İstanbul Milletvekili olarak TBMM'de görev yapmıştır. Bu görevi 1980 askeri müdahalesine kadar devam etmiştir. Bu dönem içinde CHP Parti Meclisi üyeliği, Merkez Yönetim Kurulu üyeliği ve Genel Sekreter Yardımcılığı görevlerinde de bulunmuştur.

İSKAN VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI YAPTI
1973-1977 yılları arasında CHP tarafından kurulan üç hükümette de görev almıştır. 1974 yılında İmar ve İskân Bakanı, 1977 yılında Köyişleri Bakanı ve 1977-1978 yıllarında Köyişleri ve Kooperatifler Bakanı olarak görev yapmıştır. 1980 askeri müdahalesinden sonra, siyasi yasaklılık döneminde; yurtdışında inşaat işleri üstlenmek üzere bir kısım arkadaşı ile birlikte bir inşaat şirketi kurmuş, Suudi Arabistan ve Libya'da 1981-1985 yılları arasında büyük inşaat projeleri uygulamıştır. 1985 yılında Libya'da çalışırken geçirdiği bir trafik kazasında ağır biçimde yaralandıktan sonra yurtdışı inşaat işlerini tasfiye ederek Türkiye'ye dönmüştür.

ALTI KEZ MİLLETVEKİLİ OLDU
Siyaset yasaklarının kaldırılmasından sonra SHP'ye kaydolarak ikinci dönem siyaset yaşamına başlamış ve 1987 yılında yeniden İstanbul Milletvekili seçilerek TBMM'de görev almıştır. Bu dönem içinde, SHP Parti Meclisi üyeliği, Merkez Yürütme Kurulu üyeliği ve Genel Sekreter Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş ve TBMM Bütçe Plan Komisyonu üyeliği yapmıştır. 1991 yılında yapılan milletvekilliği seçimine katılmayarak siyasal yaşamını bitirmeye hazırlanırken, kapatılan siyasi partilerin açılması gündeme gelmiş ve bu nedenle istemese de kendisini üçüncü dönem siyasal yaşamın içinde bulmuştur. 1992 yılında CHP'nin açılış çalışmalarına katılmış ve CHP'de Genel Yönetim Kurulu üyeliği ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerine getirilmiştir. CHP ile SHP'nin bütünleşme çalışmalarında çok aktif görevler üstlenmiş ve CHP çatısı altında sağlanan bütünleşmeye dönük katkılarda bulunmuştur. 1995 yılı başlarında Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmiş ve bu görevi 24 Aralık 1995 tarihine kadar devam etmiştir. 24 Aralık 1995 tarihinde 4. kez İstanbul Milletvekili seçilmiştir. CHP Parti Meclisi üyeliği, Merkez Yönetim Kurulu üyeliği ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur. 3 Kasım 2002 tarihinde 5. kez İstanbul Milletvekili seçilmiştir. Ekim 2003 tarihine kadar TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda CHP grubu başkanı olarak çalışmıştır.
 Ekim 2003-Ağustos 2007 tarihleri arasında CHP Grup Başkanvekili olarak görev yapmıştır. 22 Temmuz 2007 tarihinde 6. kez İstanbul Milletvekili seçilmiştir.

KENDİ ANLATIMIYLA ALİ TOPUZ
Ali Topuz’un hatıraları iki cilt halinde yayımlandı.  Ali Topuz, özel ve siyasal yaşamını, 20 Ekim 2012 tarihinde akciğer kanseri nedeni ile vefat eden Hikmet Bila’ya anlatmıştı. İki cilt halinde Doğan yayıncılık etiketiyle çıkan Ali Topuz Anlatıyor 1 (Değişimi Yaşamak), Ali Topuz Anlatıyor 2 (Düzeni Değiştirmek) isimli kitaplarda Türk Siyaset Tarihi’ne katkı sağlayacak renkli anekdotlar yer alıyor.

POTOMYALI OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM
Potomyalı ve Kambozlu olmaktan mutluyum ve gururluyum. Memleketimizin olağanüstü doğal güzellikleri; insanlarımızın pırıl pırıl zekası, çalışkanlığı, girişimci karakteri ve özverili karakteri övgüye değerdir. Övünmek gibi olmasın ama böylesi niteliklere sahip olmak bir ayrıcalıktır. Ailemiz çok önceleri, bugünki Çayeli ilçesine bağlı Büyükköyde yaşarmış. Oradan Kamboz’a göç etmişler. Ailemizin nüfüs kayıtları Çayeli Nüfüs Müdürülüğü’nde bulunuyordu. Şimdilerde bu kayıtlar Üsküdar ilçesine nakledildiler.

GACARA YUSUF  ÇOK ATAKTI
1950’li ve 1960’lı yıllarda bile İstanbul’da Karaköy, Tophane, Kasımpaşa, Fener, Balat ve Ayvansaray semtlerinde Kanbozlu, Potomyalı ve Rizeli gençler hem çalışmışlar hem de kabadayılık yapmışlardı. Bu atak gençlerin, bir başka deyişle kabadayıların en ünlülerinden birisi de “Gacara Yusuf”tu. Asıl adı Yusuf Hazavitligil idi. Hazavitligil ailesi, Trabzon’un Of ilçesinden Potomya’ya gelip yerleşmişti. Gacara lakabı dedesinden intikal etmiş. Çok yürekli ve atak ama aynı zamanda ufak tefek, çelimsiz bir adamdı. Hatırladığım kadarıyla boyu 1,55-1,60 metre gibi bir şeydi. Ama iş bıçak kullanmaya gelince, eli makine gibiydi GacaraYusuf’un. Saniyede iki üç bıçak darbesi savurabiliyordu. Gacara Yusuf deyince herkes tir tir titriyordu

ŞAPKA GİYMEZUK
Bizim semt camiinin imamı Hüseyin Efendi herhalde köyümüzün (İslâhiye köyünün) imamı Hacı Haşan Efendi’den ya da Potomya’daki Ulucami imamı Hafız Şaban Koliva Hoca’dan almış olduğu talimatla, bir gün babamı çağırıyor, bir iki öğrencisini daha çağırıyor ve bunların eline birer ikişer mektup yazıp veriyor. Bu mektupları alın, falan filan yerlere götürün. Sen şuraya, sen şuraya, sen de şuraya götür, diye talimat veriyor. Babam eve geliyor. Annesine, babaanneme durumu anlatıyor. Hüseyin Efendi, babama iki mektup vermiş, mektuplardan biri de, bizim evimizden yaya olarak en az bir buçuk saat uzaklıktaki bir köyde oturan Mustafa Kandemir’e götürülecek, yani dedeme gidecek. Babam, annesine diyor ki: “Mustafa Kandemir’in mektubunu da sen götür, senin akraban nasıl olsa.” Babaannem akıllı bir kadın. “Ne var bu mektubun içinde acaba?” diye soruyor. Açıp okuyorlar. Mektupta yazılanlar ilginç. Mealen deniliyor ki, “Filan günde Potomya’daki Ulucami’de cuma namazından sonra toplantı yapacağız. Bize şapka giydirmek istiyorlar. Bu, gâvurluktur. Şapkayı giymeyeceğimizi ilan edeceğiz. Çevrede ne kadar eli silah tutan adam varsa, onları da silahlarıyla birlikte getirin, namaz öncesi Potomya’da buluşalım”.

İSYANIN MERKEZİ POTOMYA
Babaannem Sırma Hanım’ın canı sıkılıyor, o durumu anlıyor ve tabii ki kaygılanıyor. Başlarına bir şey gelir diye çekiniyor ama mektubu da götürüyor. Babam da diğer mektubu ilgilisine götürüp teslim ediyor. Böylece, bu mektupları dağıtıyorlar. Ve kalabalık söz konusu günde Potomya’da toplanıyor. Bizim köyden de birçok kişi gelmiş. Dedem de silahlı adamlarıyla orada.  Evet, Şapka Kanunu’nun kabul edildiği 25 Kasım 1925 tarihinden hemen sonra, Potomya Ulucami’nin önünde toplananlara Ulucami imamı Hafız Şaban Hoca (Şaban Koliva) orada bir konuşma yapıyor. Asıl planlayıcı olan kişi bu imam. Bizim köydeki imamı da, bizim semtteki Hüseyin Efendi’yi de, diğer imamları da ilk örgütleyen o. Bu imamın konuşmasından sonra iş başka bir noktaya taşınıyor. Önce şapkanın gâvur icadı olduğunu, şapka giydirenlerin din düşmanı olduğunu söylüyor. Ardından topluluk dalgalanıyor ve isyan fiili olarak başlamış oluyor. Dedem Mustafa Kandemir’in bana anlattığına göre; Ulucami imamı, konuşmanın ardından kalabalığı adam akıllı tahrik ederek, jandarma karakolunu basmaya çağınyor. Basıyorlar da. Karakolun başmda bir jandarma onbaşısı var. Onbaşı önce direniyor. Bakıyor ki, başa çıkacak gibi değil, teslim oluyor. “Ben de sizinle beraberim” diye kendini kurtarmaya çalışıyor. Yine de dinlemiyorlar. Ayaküstü karar vererek, onbaşıyı asmaya kalkışıyorlar. Mustafa Dedem hemen öne çıkıyor, itiraz ediyor. “Biz buraya şapkayı giymeyeceğuz demeye gelduk. Adam öldürmeye gelmeduk, isyan etmeye de gelmeduk,” diyor. Tartışma başlıyor. Tabii dedem, diğer semtlerden gelenler üzerinde de etkili olunca, bizim köyden gelenler, İslâhiye köylüleri, isyancılardan desteği çekiyorlar. Hükümete destek verir konuma geliyorlar. Böylece isyancılar zaman kaybederken, Rize’den askeri birlikler geliyor. Askerler, bunların bir kısmını kuşatıyor, bir kısmını da kaçarken dağlarda yakalıyor ve hepsini teslim alıp götürüyorlar. İstiklal Mahkemesi’ne sevk ediliyorlar. Bu sırada babaannem çabuk davranıyor, babamı çalışmak üzere İstanbul’a yolluyor. Ne olur ne olmaz, babamın köyden uzaklaşması iyi olur, hem de para kazanıp ailenin geçimine yardımcı olur, ortalıkta görülmemesi iyi olur, diye düşünüyor. Böylece babamın gurbet serüveni başlamış oluyor.

DEDEM İSYANIN ÖNCÜLERİNDENDİ
Dedem de, benim köylülerim de ve pek çok Potomyalı da bu tür bir dik başlı Potomyalıdır. Başta bizim köylüler, İslâhiye köylüleri olmak üzere dik başlı Potomyalılar, gerçekleri görüp vakit yitirmeden tertibi bozuyorlar ve isyanın daha da büyümeden bastırılmasına yardımcı oluyorlar. İstiklal Mahkemesi’nde kimilerine ölüm cezası veriliyor. Kimileri de farklı sürelerle kürek cezasına mahkûm ediliyor. Dedem de on yıl kürek cezası verilenler arasında. Dedemi idamdan kurtaran, isyancıların asmaya kalktığı onbaşının ifadesi oluyor. Onbaşı dedemi göstererek, “Bu adam olmasaydı, beni asacaklardı”  deyince, dedem idamdan kurtuluyor. Yoksa asılacaktı, çünkü isyanın öncülerinden görünüyordu. Dedem on yıl kürek cezasına mahkum edilmişti; ama iki üç sene sonra serbest bırakılmış. Önce Edirne Cezaevi’nde yatmış, sonra İstanbul’a Sultanahmet Cezaevi’ne göndermişler. Mustafa Kandemir dede de, gerçi şapka isyanı nedeniyle hapse atılmıştı.

BABAM TESKERE BIRAKTI
Babam İstanbul’da önce Kasımpaşa’ya, daha sonra da Karaköy’e yerleşiyor. İşçilik yapıyor; fırınlarda, gemilerde çalışıyor. Beş yılı aşkın bir süre evinden uzakta çalışarak yaşıyor. Yıllık izinlerinde köye gelip dönüyor. Askerlik çağı gelinceye kadar İstanbul’da kalıyor. 1931 yılında köye dönüş yapıyor ve o yıl annem Nazmiye Kandemir’le evleniyor. Sonra askere gidiyor. Babam iki yıl süren askerlik hizmetini, 11 Mayıs 1932-11 Mayıs 1934 tarihleri arasında, Kars 9. Kolordu 29. Alay 1. Tabur Komutanlığı emrinde yerine getirmiş. O zaman askerde “teskere bırakma” diye bir uygulama varmış. Terhis olmuyorsunuz, teskere bırakıp maaşlı olarak orduda kalıyorsunuz, askerlik görevine profesyonel olarak devam ediyorsunuz. Yapılan sınavlarda başarılı olursanız, astsubay oluyorsunuz. Babam da askerliği daha güvenceli bir iş olarak görüyor, teskere bırakarak ve sınavları kazanarak, 1 Kasım 1934 tarihinde jandarma astsubay çavuş oluyor. Ağrı iline bağlı Doğubeyazıt ve Eleşkirt ilçelerinde görev yapıyor. Ben 4,5 yaşındayken, babamın astsubay kıyafetiyle köye gelişini hatırlarım. O köye girdiği zaman herkes onu karşılamaya gitmişti. 

ECEVİT’TEN KENDİNİ KORU
Babam, beni teşvik etmekten de geri kalmazdı. Önemli gördüğü konularda beni uyarır ve tavsiyelerde bulunurdu. Çok ilginçtir. Babam, ölümünden az önce hasta yatağında... Benim de o sıralarda Ecevit’le tartışma içinde olduğumu biliyordu. 16 Ekim 1979 tarihinde hükümetten istifa etmiştik. 8. Olağanüstü Kurultay toplantıya çağrılmıştı. O sıkıntılı günlerde ben İstanbul’daydım. Babamın başucunda, hastanede kalmak istiyordum. Babam beni azarladı, “Sen burada ne arıyorsun, Ankara’daki vazifenin başına git!” dedi. “Sen git işine bak, ben öleceksem ölürüm, yaşayacaksam da yaşanm, inşallah yaşarım” diye sertçe çıkıştı. “Peki” dedim. Tam ayrılacakken çok ilginç bir şey daha söyledi:
“Ecevit’ten kendini koru oğlum” dedi. Bu uyarı, doğrusu beni çok düşündürmüştü. Ölüm döşeğindeki babam, bir taraftan her şeye rağmen bana görevlerimi hatırlatıyor, öte yandan da hâlâ beni esirgemeye çalışıyordu.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları

Rizespor’un Cesar'ı Kalplerde İz Bıraktı

  • 0
  • 0
  • 76

Ardeşen Öceli Cihan Alptekin

  • 0
  • 0
  • 213

Rize Tarihi Çalışmaları Üzerine Bir Söyleşi

  • 0
  • 0
  • 453

Rize’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşu Anısına

  • 0
  • 0
  • 180

Cumhuriyetin Rizeye Yansıyan Yüzü

  • 0
  • 0
  • 137

Bir Memleket Sevdalısı Muhittin Türüt

  • 1
  • 0
  • 536

Rizelilerin Derviş Ali’si Memiş Ali Usta

  • 0
  • 0
  • 516

Rizespor Ve Bir Şampiyonluk Hatırası

  • 0
  • 0
  • 320

Galatasaray Spor Kulübü'nün Rize Pazarlı başkanı Sedat Ziya Kantoğlu

  • 0
  • 0
  • 476

Aramızdan Ayrılışının 16. Yılı Anısına

  • 0
  • 0
  • 346

Kimler Geldi Kimler Geçti

  • 0
  • 0
  • 463

Dünya madalya takıyor ya biz

  • 0
  • 0
  • 622

Bu topraklardan bir Cimilli İbo geçti

  • 0
  • 0
  • 776

PFDK Eski Başkanı Karaahmetoğlu Hayatı Kitap Oldu

  • 0
  • 0
  • 784

İçimizden biri halkın sesi Ayhan Alptekin

  • 0
  • 0
  • 843

RİZE’DEN DÜNYAYA AÇILAN PENCERE: YELKENCİLER

  • 0
  • 0
  • 651

İşte böyle bir adamdır Fehmi Memişoğlu

  • 0
  • 0
  • 761

Rize deyip geçilmez...

  • 1
  • 0
  • 817

Atma türkü geleneğinin atası

  • 0
  • 0
  • 781

Çayelili Ali Fuat Albayrak'ın ardından

  • 0
  • 0
  • 808

Pazarlılar Birliği'nde kitap tanıtımı ve imza günü

  • 0
  • 0
  • 695

Rize çayının tarihinden kesitler

  • 0
  • 0
  • 680

Türk denizcilik tarihinin unutulmaz Rizelisi

  • 0
  • 0
  • 706

Baba Reis Ekrem Orhon'dan anlamlı mektup

  • 0
  • 0
  • 693

Orhan Balta sendikacılık tarihinde iz bıraktı

  • 0
  • 0
  • 748

İkizdereli 'Gezmişoğulları'ndan: Deniz Gezmiş

  • 1
  • 0
  • 1006

Servet Yardımcı: Her şey Rize'de başladı

  • 0
  • 0
  • 592

Karaahmetoğlu'ndan Yardımcı'ya tam destek

  • 0
  • 0
  • 668

Rize İyidere Sarayköylü ölümsüz bir kahraman: Kahraman Kalkavan

  • 0
  • 0
  • 655

Onların da yolu Rizespor'dan geçti

  • 0
  • 0
  • 652

Rize Belediye Eski Başkanı Ziya Çalışır

  • 0
  • 0
  • 639

Rize siyasetinin güçlü hafızası Sami Kumbasar

  • 0
  • 0
  • 678

30 KUPONA ALINMADI BU VATAN KURTULUŞ MUHACİRLİK VE RİZE

  • 0
  • 0
  • 559

Bir kentin ardında kalan! Rize'nin meşhur 'Kara Valisi' Mehmet Hurşıt Akkaya!

  • 0
  • 0
  • 507

En büyük silahı hayal gücü olan bilge bir gezgin: Cemal Gülas

  • 1
  • 0
  • 616

Mapavrili Dursun Ali Sarıoğlu

  • 0
  • 0
  • 706

Ne Söyledim Sana Ne Söyledim Hiç Oralı Olmadın

  • 0
  • 0
  • 684

Kızıldere Katliamının 52. Yılında Ardeşen Öceli Cihan Alptekin

  • 0
  • 0
  • 1401

Milli Mücadelenin Unutulmaz Deniz Kahramanlığı

  • 0
  • 0
  • 582

Bizim Derenun İnsanı Abdurrahim Albayrak

  • 0
  • 0
  • 666

Elleri Kelepçeli Fenerbahçe Başkanı Ve Rize Mebusu

  • 0
  • 0
  • 766

Çayeli Haytefli Sucu Baba

  • 0
  • 0
  • 616

Size Bize Hepimize Yeter Rize'de

  • 0
  • 0
  • 544

NASIL DA ÇAPRPARDI KALPLER ŞENOL BİROL GOL DİYE

  • 0
  • 0
  • 716

SÜLEYMAN KAZMAZ’IN ANILARINDA RİZE’NİN İŞGAL YILLARI

  • 0
  • 0
  • 605

Rizeliler Hep Atasının Yanında Olmuştur

  • 1
  • 0
  • 1473

Rize Eski Valisi Kamil Nezih Okuş

  • 0
  • 0
  • 843

Bilir misin Hemşehrim Rize’nin Köylerini

  • 0
  • 0
  • 757

Çayeli’nin Eski Adının Çaybaşı Olduğunu Biliyor muydunuz?

  • 0
  • 0
  • 681

Rize İkizdere Gezmişoğullarından Deniz Gezmiş

  • 0
  • 0
  • 1284

Karadeniz'in İncisi Güzellik Mabedi Rize

  • 0
  • 0
  • 595

Onu Dünya Gıpta İle İzliyor Ödüllendiriyor Ya Biz?

  • 0
  • 0
  • 690

1922 Yılında Rize

  • 0
  • 0
  • 660

Pazarspor’un 50. Yıl Etkinliği İstanbul'da Yapıldı

  • 0
  • 0
  • 589

Türk Sanat Müziğinin Yıldızı Yüksel Uzel Vefat Etti

  • 0
  • 0
  • 760

Türkiye'nin İlk Yerli Boya Üreticisi Hayırsever İş Adamı Ahmet Hamdi İshakoğlu

  • 0
  • 0
  • 687

Rize İlinin Yakın Tarihine Dair Hatıralar

  • 0
  • 0
  • 1173

TÜRK SİYASETİNDE AYKIRI BİR PORTRE

  • 0
  • 0
  • 611

BİR KÜLTÜR ABİDESİ TULUMU KONUŞTURAN ADAM: REMZİ BEKAR

  • 0
  • 0
  • 769

ÜLKE YÖNETİMİNDE SÖZ SAHİBİ RİZE PAZARLILAR

  • 0
  • 0
  • 892

RİZE GÜNLERİ ÜZERİNE

  • 0
  • 0
  • 672

PAZARLILAR BİRLİĞİ DERNEĞİ GENEL KURULU YAPILDI

  • 0
  • 0
  • 801

Vefatının 14. Yılı Anısına (18 Kasım 2009)

  • 0
  • 0
  • 1056

Servet Yardımcı: Rize Hatıralarımızın Şehridir

  • 0
  • 0
  • 840

KAZIM KARTAL’IN RİZE ÇAY TARİHİNE KATKILARI

  • 1
  • 0
  • 1019

KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ

  • 0
  • 0
  • 1202

Futbol Sahalarının Arap Ahmet’i

  • 0
  • 0
  • 998

Çamlıhemşin Çinçivalı Murat Karayalçın’ın Anıları

  • 0
  • 0
  • 843

1946 Yılında Hazırlanan Rize Şehri Kat'i İmar Planı

  • 0
  • 0
  • 1018

RİZE TURİZMİNDE POTANSİYEL VAR

  • 0
  • 0
  • 773

RİZELİ SİYASİLERİN DARBE HATIRALARI

  • 0
  • 0
  • 757

ŞAMPİYON RİZESPOR (1973-74 SEZONU)

  • 0
  • 0
  • 795

Rize Sporundan Bir Yıldız Kaydı

  • 0
  • 0
  • 872

O Artik Çok Sevdi̇ği̇ Ci̇mi̇l’i̇n Topraklarinda

  • 0
  • 0
  • 893

24 SAATTE 24 FUTBOLCU TRANSFER EDEN RİZESPOR’A SELAM OLSUN

  • 0
  • 0
  • 944

Rize'nin eskimeyen milletvekili Sami Kumbasar

  • 0
  • 0
  • 1266

Nerede o eski bayramlar

  • 0
  • 0
  • 822

Rizespor Süper Lig'de Lobimiz Amatör Kümede

  • 2
  • 1
  • 935

Dönemine Damgasını Vurmuş Bir İsim

  • 0
  • 0
  • 1116

Dönemine Damgasını Vurmuş Bir İsim Rize Milletvekili TBMM Başkanı Fuat Sirmen

  • 0
  • 0
  • 802

Birlikten kültür doğuyor

  • 0
  • 0
  • 797

Eski İstanbul’un Rizeli Kabadayıları

  • 2
  • 0
  • 12047

Rizespor’un unutulmaz kalecisi Sinan Yenigün

  • 0
  • 0
  • 949

Tarihinden sayfalar

  • 0
  • 0
  • 790

Yazında doğası, çayı ve insanıyla Rize-2

  • 0
  • 0
  • 836

Rize'nin ünlü futbolcuları

  • 0
  • 0
  • 1070

Yazında doğası, çayı ve insanıyla Rize-1

  • 0
  • 0
  • 727

Rizeli Savcı Yusuf İzzet Akçal ve Şair Nazım Hikmet’in Bursa Cezaevi hatıraları

  • 0
  • 0
  • 844

Memleket Kokulu Sanatçı Emin Yağcı'nın Ardından

  • 0
  • 0
  • 833

19 Mayıs'ta Doğdu Aşkımız

  • 0
  • 0
  • 808

Gol Kralı zeki ve çevik Rizespor'u Oktay Çevik

  • 0
  • 0
  • 851

Rize Malpet'ten futbolun zirvesine baba hakkı istedi Beşiktaşlı oldu ona Arap Ahmet derlerdi

  • 0
  • 0
  • 951

Rizelilerin hemşerilik teklifini kabulünün 100. Yılı Anısına

  • 0
  • 0
  • 737

Lefter: Rizeliler'i Rize'yi hiç unutmadım

  • 1
  • 1
  • 834

Merhum Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz'ın Rize Sevgisi

  • 0
  • 0
  • 814

Çayın Başkentinden Türkiye’nin Başkentine Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz

  • 0
  • 0
  • 720

Rize'nin il oluşunun 99. yıl anısına Lazisatan sancağından Rize vilayetine

  • 0
  • 0
  • 960

Rize'nin il oluşunun 99. yılı anısına

  • 0
  • 0
  • 1061

Bir Futbol ve Rizespor Emekçisi: Zafer Numan Kanburoğlu

  • 0
  • 0
  • 752

Kurtuluşa yürek koymuş bir Rizeli Mehmet(Ağa) Ekşioğlu

  • 2
  • 0
  • 1141

Türk Ordusuna Rizelilerin Hediyesi: Rize Teyyaresi

  • 0
  • 0
  • 723

Aspetli hayırsever Ali Rıza Mete'nin vefatının 7. yılı anısına

  • 1
  • 0
  • 837

Vekil Olmak/Asıl Kalmak

  • 0
  • 0
  • 726

Laz Ziya, Ziya Kalkavan

  • 1
  • 0
  • 1021

Rize İlinin Bir Lobisi Yok

  • 1
  • 3
  • 1187

Unutulmaz Başhekim

  • 1
  • 0
  • 904

Belediye Bloklarında Sona Yaklaşılıyor

  • 2
  • 0
  • 798

Rize Pazar Tarih Yazar

Rize ilçe ilçe ele alınmalı bir sosyo kültürel envanter çıkarılmalı.....

  • 6
  • 0
  • 1088

Rize Günleri Rize'ye Yakışır Olmalı

  • 3
  • 0
  • 1083

DEĞERLİ SANATKÂR VE GÖNÜL İNSANI ÇAYELİLİ HEMŞEHRİMİZ DURSUN KARACA’NIN ARDINDAN

Bir Çayeli sevdalısı. Bir İstanbul Beyefendisi. Bir cumhuriyet sevdalısı. Eski futbolcu, eski belediye başkan yardımcısı. Kalıcı eserlere imza atmış bir sanatkar ve en önemlisi gönül insanı Dursun Karaca ağabeyimizi kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.

  • 0
  • 0
  • 123

Vefatının İkinci Yılı Anısına Ahmet Mesut Yılmaz ve Hatıralar

  • 0
  • 0
  • 761

BU TOPRAKLARDAN BİR CİMİLLİ İBO GEÇTİ

  • 0
  • 0
  • 2098

RİZE'NİN KAYBOLAN SEMBOLLERİ

  • 0
  • 0
  • 2181

RİZE’NİN NOSTALJİK DEĞERİ TURİST OTEL VE HATIRALAR

  • 0
  • 0
  • 2767

TURGUT KIRAN’IN ARDINDAN

  • 0
  • 0
  • 3710

RİZE BİZİMDİR VE BAŞKA RİZE YOKTUR

  • 0
  • 0
  • 2723

MÜTEVAZI BİR EFSANE: ALİ YAVUZ

  • 1
  • 0
  • 10751

ÇAY YAPRAĞI ESRA ALKAN'IN KALEMİNDEN DİLE GELDİ

  • 0
  • 0
  • 1379

RİZESPOR'UN KURULUŞ TARİHİ DEĞİŞTİRİLEMEZ

  • 0
  • 0
  • 2406

19 MAYIS TARİHİ RİZESPOR BAYRAMI OLARAK İLAN EDİLMELİDİR

  • 0
  • 0
  • 1508

RİZELİ FUTBOLCULARDAN OLUŞAN RİZESPOR TARİH YAZIYORDU

  • 0
  • 0
  • 6670

TÜRK SİYASET TARİHİNİN İKİ BEYEFENDİ İSMİ: YUSUF İZZET AKÇAL VE EROL YILMAZ AKÇAL

  • 0
  • 0
  • 3866

TÜRK SİYASETİNİN RENKLİ İSMİ: OSMAN KAVRAKOĞLU

  • 0
  • 0
  • 3971

BELEDİYECİLİĞİN BABASI: AYTEKİN KOTİL

  • 0
  • 0
  • 1799

NE RİZE’DE VEFA İSİMLİ BİR SEMT NE DE RİZELİ DE VEFA VAR

  • 0
  • 0
  • 1374

KOCA KAPTAN GÜRSEL AKSEL, RİZESPOR VE VEFA

  • 0
  • 0
  • 1159

OLİMPİYAT VE DÜNYA ŞAMPİYONU RİZE’NİN GURURU: KAZIM AYVAZ

  • 0
  • 0
  • 1660

ATATÜRK’ÜN KADIM DOSTU RİZELİ MATARACI MEHMET EFENDİ

  • 1
  • 0
  • 2414

RİZE ESKİ HÜKÜMET TABİBİ: DOKTOR MEHMET ALİ GÜVEN

  • 0
  • 0
  • 1390

GERİYE HOŞ BİR SEDA KALDI

  • 0
  • 0
  • 1281

RİZELİLERİN DERVİŞ ALİ’Sİ

  • 0
  • 0
  • 1236

YEŞİL MAVİ RENKLER DÜNDAR AKDENİZ’İN ARMAĞANI

  • 0
  • 0
  • 1888

TURGUT AKSOY’UN ARDINDAN: ÖZEL İNSANDI, GÜZEL İNSANDI

  • 1
  • 0
  • 1444

AZMİ KANDEMİR YAŞAYAN TARİHTİR

  • 0
  • 0
  • 1457

ÜÇ GÜZEL ADAM VE ÜÇEL

  • 0
  • 0
  • 1114

TÜRK SİYASET TARİHİNİN RENKLİ İSMİ ALİ TOPUZ'UN ARDINDAN

  • 0
  • 0
  • 1181

SİYASETTE SOL KANAT FUTBOLDA STOPER: ALPER TAŞ

  • 0
  • 0
  • 1022

'BİZİM SASU' CENGİZ SARIOĞLU

  • 0
  • 0
  • 1425

RİZE ÇAYINA ADANAN BİR ÖMÜR: MEHMET ZİHNİ DERİN

  • 0
  • 0
  • 1256

RİZE SİYASET TARİHİNDEN RENKLİ BİR POTRE: MEHMET TALAT DOĞAN

  • 0
  • 0
  • 1087