Sabah…
Rize’de pazartesi başka başlar.
Yağmur ince ince çiseler…
Ama insanın içine düşen o telaş var ya…
İşte o hiç değişmez.
Çayını yudumlarken bir yandan saate bakarsın…
Bir yandan da aklına memleket düşer.
Bugün ne olacak diye değil…
Bu hafta bize ne getirecek diye düşünürsün.
ŞEHİR UYANIRKEN
İşe doğru yürürken…
Bir tarafında Karadeniz…
Mas mavi… Sakin…
Diğer tarafında dağlar…
Dün gece kar yağmış yükseklerde.
Bakarsın…
Aynı anda iki mevsim.
Buna Rize’deysen…
Şaşırmazsın.
Derler ya “dört mevsim bir arada”…
Yok öyle broşür cümlesi falan değil.
Bildiğin gerçek.
Bir yanda denizden gelen yosun kokusu…
Bir yanda karın serinliği.
Ula der insan kendi kendine:
“Biz hakikaten başka yerde yaşıyoruz ha…”
Bir şehir düşün…
Aynı anda hem yazı hem kışı yaşatıyor sana.
İşte Rize…
AKŞAM MAÇ VAR… YÜREK ORADA
Bugün saat 20.00…
Çaykur Rizespor sahada.
Gün boyu ne konuşulursa konuşulsun…
Akşam olunca konu tek:
“Maç kaç kaç biter?”
Kimi iddialı…
Kimi temkinli…
Ama herkesin içinde aynı şey:
Umut.
Çünkü bu şehir…
Futbolu sadece izlemez.
Yaşar.
Bir kahvede, bir sokakta, bir evde…
Gol olunca herkes aynı anda ayağa kalkar.
İşte Rize’nin ortak dili bu.
Bir söz:
Aynı takıma sevinen şehir, aslında aynı kaderi paylaşır.
KİTABIM… BEKLEYİŞİN EN GÜZELİ
Bir yandan da içimde başka bir heyecan var.
Sessiz… Ama derin.
Kitabım…
Yayınevinden gelecek.
Belki bugün… belki yarın.
Aylarca yazdığın…
Gecelerce düşündüğün…
Kelimelere döktüğün o hikâyeler…
Artık rafta olacak.
Yeşille grinin buluştuğu bir memleketin hikâyesi…
Rize…
Belki bir çocuk okuyacak…
Belki bir gurbetçi eline alacak…
Belki biri “ben burayı biliyorum” diyecek.
İşte o an…
Her şeye değecek.
Yazılan her hikâye, aslında yazanın içinden kopan bir parçadır.
TURİZM UMUDU: KAÇKAR YOLDA
Önümüzdeki hafta…
17-18 Nisan…
Rize bir ilki yaşayacak.
Kaçkar Turizm Fuarı…
Az iş değil ha.
3 bin turim paydaşı…
200’ün üzerinde yabancı acente…
Orta Doğu… Avrupa…
Herkes gelecek.
Rize’yi bilmeyene anlatmak kolay…
Asıl mesele…
Rize’yi doğru anlatmak.
Doğayı satarsın…
Manzarayı gösterirsin…
Ama ruhu?
İşte o…
Kolay iş değil.
Yine de umut var.
Çalışanlar var… Uğraşanlar var.
Olacak bu iş…
Bir şehri tanıtmak kolaydır, ama ruhunu anlatmak emek ister.
HAFTA BAŞI BEKLENTİSİ
Yeni hafta…
Hava serin…
Ama içimizde yaz hazırlığı.
Çay sezonu kapıda…
Turizm sezonu kapıda…
Rize yine hareketlenecek.
Yine yollarda kalabalık…
Yaylalarda ses…
Sahilde koşuşturmaca…
Ve biz…
Yine bu hikâyenin içinde olacağız.
Yazacağız…
Anlatacağız…
Kaydedeceğiz.
Çünkü bu şehir…
Yazılmadan geçilecek bir şehir değil.
KALENDERCE
Pazartesi sabahı aslında bir başlangıç değil…
Bir hatırlatmadır.
Nerede yaşadığını…
Neyi beklediğini…
Neyi sevdiğini hatırlatır insana.
Rize…
Bazen yağmurla anlatır kendini…
Bazen karla…
Bazen de bir kitabın satırlarında.
Ama hep şunu söyler:
“Bakmayı bilen için ben hep buradayım…”
Aytekin KALENDER



















