Rize’de ÇAYKUR işçileri için kurusıkı atılmaya devam ediyor.
Pat pat pat…
Ses var. Mermi yok.
Hedef belli değil. Niyet muallak.
Biri çıkıyor “şu tarihler” diyor.
Öbürü “öyle olmaz” diye itiraz ediyor.
Sonuç?
Ortada bir sis bulutu.
Sis bulutunun tam ortasında da ÇAYKUR işçisi duruyor.
ÇAYKUR’da çalışmayanlar, kurası çıkmayanlar soruyor:
“Neden 10 ay 29 gün?”
“Çay bitti mi bu işçiler ne yapacak?”
ÇAYKUR işçisi de diyor ki:
“Tamam, 6 ay çalıştık…
E kalan 6 ayda ne olacağız? Buhar mı?”
Bakınca herkes haklı.
Ama haklı olmak yetmiyor.
Bir irade gerekiyor.
Çıkıp her şeyi açık açık anlatacak bir irade.
İşçinin ekmek parası üzerinden siyaset yapılmaz.
Yapılırsa ne olur?
Ekmek küçülür, siyaset büyür.
Sonunda herkes kaybeder.
ALTI AYLIK BOŞLUK: KADER DEĞİL, TERCİH
Yıllardır aynı cümleyi kuruyoruz:
“6 ay çalışan işçi diğer 6 ay ne yapacak?”
Bu soru yeni değil.
Cevapsız bırakılması hiç yeni değil.
Oysa yapılacak işler ortada:
Çay tarlalarının bakımı var.
Gübreleme kontrolleri var.
Fabrikaların bakım-onarımı, temizliği var.
Sezona hazırlık var.
Paketleme var.
Didi, su, diğer üretimler var.
ÇAYKUR’un Didi üretimi neden Rize’de olmasın?
Yeni su markası Çaysan neden bu işçilerin eliyle büyümesin?
On bin kişiden bahsediyoruz.
On bin ev.
On bin sofra.
On bin umut.
Ya bu beklenti çözülecek…
Ya da “olmuyor” denilecek.
Ama şu “şunu yapacağız, bunu deceğiz” muhabbetinden çıkılacak.
Bir insan akşam yatağa yatarken
“Yarın beni çalıştıracaklar mı?”
diye düşünüyorsa…
O evde huzur olmaz.
O huzursuzluk bir gün siyasetin kapısını çalar.
Sorun çok.
Topu ortada yuvarlarsan…
Yarın golü yersin.
SİYASET HAYATTAN AYRI DEĞİL
Siyaset sandık günü ortaya çıkan bir şey değil.
Siyaset, sofraya oturduğunda başlar.
Çocuğunun okul masrafında…
Ev kirasında…
İş güvencesinde…
Bunu kitaplardan da biliyoruz.
Ben biliyorum.
2,5 yıldır üzerine çalıştığım Siyasal İletişim doktora sürecini tamamladım, mezun oldum.
Orada kitaplarda şunu net gördüm:
Siyaset, hayatın tam ortasında.
İnsanı görmeyen siyaset,
Bir gün sandıkta görülmez.
DÜNYA HANDÜZÜ’NE BAKIYOR
Ve gelelim güzel habere…
Dünyanın dört bir yanından sporcular Rize’ye geldi.
Handüzü Yaylası’na.
Yıllar önce Rizeli turizmci Fatih Kızıltan’ın hayal ettiği iş,
Bugün gerçeğe dönüştü.
Bu hafta sonu
31 Ocak – 1 Şubat tarihlerinde
FIM Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası Rize’de.
Handüzü’nde kar var mı? Var.
Deniz manzarası var mı? Var.
Sahilden 45 dakika mı? Aynen öyle.
Üstüne üstlük dünya buraya bakıyor.
Bu organizasyon sadece bir yarış değil.
Bu, Rize’nin “ben buradayım” deme biçimi.
Spor turizmi, kış turizmi, marka şehir…
Hepsi aynı pistte buluşuyor.
Sporcular geldi.
Heyecan başladı.
Bize düşen: Sahip çıkmak.
KALENDERCE
İşçinin beklediği netliktir.
Şehrin ihtiyacı plandır.
Siyasetin borcu açıklıktır.
Sisle yönetilen yerde huzur olmaz.
Netlik olan yerde ise umut yeşerir.
Aytekin KALENDER



















