Rize’ye gelen genel başkanın ağzından dökülen kelimeler, ÇAYKUR işçisinin kulağına pek de müjde gibi gelmedi.
Ortaya konuştu, yuvarlak konuştu, topu taca attı.
“Bu iş kolay değil” dedi.
E biz de onu anladık zaten.
ÇAYKUR’da çalışan 11 bin 500 işçi, altı aylık çalışmayı bir kazanım olarak görüyor ama beklenti daha büyük.
Beklenti şu:
Herkesi kapsayan, net, kalıcı bir düzenleme.
Cumhurbaşkanı Erdoğan işaret edilmiş, siyasetçiler konuşuyor ama ÇAYKUR cephesinden ses yok.
Sendika konuşuyor, siyaset konuşuyor ama mutfakta çay kaynatan hâlâ bekliyor.
Bu mesele öyle basın açıklamasıyla, temenniyle geçiştirilecek bir konu değil.
Bu konu Meclis işi.
Bu konu irade işi.
İşçinin ekmeği üzerinden siyaset olmaz, olsa olsa vicdan olur.
RİZE’DEN 30 MİLYON DOLARLIK SES
Yılın ilk ayında Rize’den yapılan ihracat 30 milyon doları geçti.
Hem de geçen yıla göre yüzde 671 artışla.
Rakam büyük.
Artış büyük.
Ama soruyu sormadan geçemiyoruz:
Bu ihracatın ne kadarı Rize’ye dokunuyor?
Kağıt üzerinde büyüyen rakamlar, sokağa inince küçülüyorsa…
İhracat var ama esnaf nefes alamıyorsa…
O zaman bir yerde eksik var demektir.
Rize üretir.
Rize çalışır.
Ama Rize’nin kazandığını Rize hissetmek ister.
Rakamlar konuşur ama gerçek, sofrada belli olur.
ANZER’DEN GELEN VİCDAN
İkizdere’de aç kalan bir tilki…
Kapıya kadar geliyor.
İnsan korkmuyor, kovmuyor, taş atmıyor.
İçeri alıyor, eliyle besliyor.
İşte bu haber içimizi ısıtıyor.
Çünkü bu memlekette hâlâ “can” diye bakan insanlar var.
Kar ağır, doğa sert, hayvan çaresiz…
Ama insan hâlâ insan.
O görüntüler cep telefonuna değil, vicdana kaydedildi aslında.
Merhamet bazen bir kapı aralığından içeri girer.
KUPADA RİZESPOR: UMUT MU, HAYAL Mİ
Kupada alınabilecek maçlar alınmadı.
Sonuç mu?
Hesap kitap, ihtimal, mucize…
Rizespor sahada var ama sonuçta yok.
Transfer desen hâlâ eksik.
İstenilen mevkiler hâlâ boş.
Bu gidişle gruptan çıkmak zor, çok zor.
Ve açık söyleyelim:
Zor günler kapıda.
Bu takım koşuyor ama bitiremiyor.
Mücadele var ama sonuç yok.
Futbol bazen ayakta kalmak değil, vurup geçmektir.
KALENDERCE
Rize’de herkes konuşuyor.
İşçi bekliyor, ihracat büyüyor, tilki aç kalıyor, takım zorlanıyor.
Ortak nokta şu:
Herkes bir irade, bir netlik, bir sahip çıkılma hali bekliyor.
Bu şehir sabretmeyi bilir ama belirsizliği sevmez.
Çünkü Rize’nin insanı nettir.
Ya olur ya olmaz der.
Ve bazen en büyük çözüm, en basit cümlede saklıdır:
“İşin ehli konuşsun, işi olan kazansın.”
Aytekin KALENDER



















